PričaOvaj tekst je napisan na turskom jeziku.
Leylekler Geç Kaldı
Hatice Nine’nin avlusundaki dut ağacının tepesinde, kırk yıldır aynı yuva duruyordu. Leylekler her yıl mart ayının son haftasında gelir, önce yuvayı onarır, sonra tak tak tak gagalarını vurarak bütün köye haber verirlerdi. Köyün çocukları o sesi duyunca okuldan eve koşar, “Geldiler!” diye bağırırdı.
O yıl nisan geldi, leylekler gelmedi.
Hatice Nine ilk hafta bir şey demedi. İkinci hafta, sabah namazından sonra avluya hasır sandalyesini çıkardı ve dut ağacının karşısına oturdu. Gelini Şükran çay getirdi, içmedi. Torunu İlkay ders kitabını getirip yanına oturdu, okumadı.
— Nine, belki başka bir köye gittiler, dedi İlkay.
— Leylek yuvasını değiştirmez kızım, dedi Hatice Nine. Gelmiyorsa, yolda bir şey olmuştur.
Üçüncü hafta muhtar geldi, sonra imam, sonra köyün tek öğretmeni. Herkes bir açıklama getirdi: iklim değişti, sulak alanlar kurudu, elektrik telleri çoğaldı. Hatice Nine hepsini dinledi, başını salladı, ama sandalyesinden kalkmadı.
Mayısın ilk günü, öğleden sonra, gökyüzünde iki gölge belirdi. İlkay önce bir uçak sandı. Sonra gölgeler alçaldı, kanatlarını açtı ve dut ağacının tepesine kondu. Biri öbüründen küçüktü, tüyleri dağınıktı, bir bacağını hafifçe çekiyordu.
Hatice Nine ayağa kalktı. Gözleri ıslaktı ama sesi sakindi.
— Geç kaldınız, dedi. Ama geldiniz.
O akşam İlkay günlüğüne şöyle yazdı: Bazı şeyler geç gelir. Beklemeyi bilen biri olduğu sürece, geç kalmak gelmemek demek değildir.